Deniz-Der

Türkiye’nin Gemi Yapan Adamları

7 Nisan 2013 | Kategoriler: Tarihimizden, Tarihimizden Kişiler | Etiketler:

kilavuz13Endaze adını verdiğim eserim Deniz Ticaret Odası tarafından yayımlandı. Bu eser, işlediği konu itibarıyla Türk basınında bir ilki meydana getirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca gemi yapanlar hakkında bütünsel yapıda bir araştırma yapılmamış ve yayınevleri kanalıyla bir kitap yayımlanmamıştır.


2009 yılı başlarında Ord. Prof. Ata Nutku’nun yaşam ve meslek öyküsünü anılarından oluşan dosyalardan hareketle yazmaya başladım. Zamanla Türkiye’nin ilk kuşak gemi yapan adamlarıyla sürdürdüğüm ve Endaze adını verdiğim eserimi tamamladığım günlerde Deniz Ticaret Odası Genel Sekreteri Murat Tuncer telefonla aradı. Diyordu ki: “Yönetim Kurulu Başkanımız Metin Kalkavan yazdığınız eseri yayımlatma görevini odanın üstleneceğini bildirdiler.”
Endaze adını verdiğim eserin bugünlere gelen öyküsü böyle başlamıştır.

Gemi yapmak bir sevda işidir

TÜBİTAK’ın bir yayınında Ord. Prof. Ata Nutku’nun yaşam öyküsünü özetleyen bir makale vardı. ‘Türkiye’nin Gemi Yapan Adamı’ başlığını son derece anlamlı buldum. Ata Nutku’ya ait kendi hazırladığı belgeler üzerinde aylarca çalıştım. Çalışmalarım ilerledikçe Türkiye’de gemi inşa olgusunu tesis eden ilk kuşağın bu eserde yer almasının önemine inandım. Bu nedenle çalışmalarımı genişleterek Prof. Dr. Kemal Karhan, Prof. Dr. Kemal Kafalı, Prof. Dr. Teoman Özalp, Prof. Dr. Mesut Savcı ve Prof. Dr. Tarık Sabuncu bölümleriyle eserde çok daha katmanlı bir anlatımı tesis ettim.
2009 yılı Prof. Dr. Mesut Savcı’nın ve Prof. Dr. Yücel Odabaşı’nın vefatıyla gelen üzücü haberlerle sona erdi.
‘Endaze-Türkiye’nin Gemi Yapan Adamları’ adıyla devam ettiğim eserimin bu öyküyü bütünleyici bir senaryo çerçevesinde sona erdirebilmesi için, adeta bir ‘Son Söz’e ihtiyacı vardı. Bu da bunca emeklerle, mücadelelerle tesis edilmiş olan üniversiteden yetişen ilk veya ikinci kuşak mühendislerin bu bayrağı hangi noktalara getirdiklerine ait örneklerden yoksun kalışıydı.
Bu noktadan hareketle, bazı öncü isimleri ve Türkiye’de gemi inşa sanayiindeki evrelere uzun yıllar tanıklık etmiş birkaç ismi bu esere ekledim. Böylece, devlette deniz ticareti alanında Denizcilik Bankası Genel Müdürü olarak çok önemli bir dönemi temsil eden Y. Müh. Nedret Utkan’ı, yine 1974’te Denizcilik Bankası Genel Müdürü olarak görev yapan Y. Müh. Celâl Erol’u, bir diğer efsanevi isim Y. Müh. Sadullah Bigat’ı, Ata Nutku’nun öğrencilerinden Y. Müh. Celal Çiçek’i yaşam ve meslek öyküleriyle aktarırken, ömrünü Pendik Tersanesi’ne ve Pendik Motor Fabrikası’na adamış, bir zamanlar Denizcilik Bankası Genel Müdür Yardımcısı olarak da meslek yaşamının her bir satırı ‘Bir Tersane Bir Hayat’ isimli eserinde aktarılmış Y. Müh. Ali Can’ın yaşamından bölümleri kendi anlatımından bu esere ekledim.
Endaze bir geminin adeta bir canlı gibi ana rahmine düşüşüyle başlayan yaşamın ilk ögesi oluyordu. Tüm mesleki birikimlerini gemi dizaynına adamış, gemiye sevdalanmış olan Y. Müh. Bülent Şener’in “Gemi denildiğinde yüreğim çarpıyor” deyişindeki heyecanı duyarak, Endaze’yi bir de böyle bir ustanın görüşleriyle anlatmayı önemsedim.

Gemi inşa sanayii, bu sanayinin önemimi takdir edenlerle mümkün olur
Bu eser, Türkiye’de gemi inşa mühendisliği deyiminin bulunmadığı, ama mühendislik mesleğine ‘Sanayi-i Harbiye’ denildiği bir dönemden, nice mücadelelerle Gemi İnşa Mühendisliği kavramına ulaşılan bir tarihten başlayarak ‘nereden nereye’ geldiğimizi anlatmakta.
Türkiye’nin gemi yapan ilk adamı 68 yıllık bir aradan sonra Ata Nutku olmuştur. Çok çile çekmiştir. Gemi inşa mühendisliğinin bir meslek olduğunu kabul ettirinceye kadar mücadele vermiştir. İşsiz bırakılmaya isyan ederek bakana kadar yazı yazmıştır.
Ord. Prof. Ata Nutku gibi sonraki yıllarda gemi yapan daha nice çilekeş ve inançlı adamlar var. Onları da bu eserin sayfaları arasında saygıyla anmak isterim. Belki bir gün benim gibi bir araştırmacı yazar ortaya çıkar. Bu kez Türkiye’nin gemi yapan diğer adamlarının yaşam ve meslek öykülerini, hiçbir kuşkuya kapılmadan kitap haline getirir.
Deniz Ticaret Odamızın Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan’ı, teknik tüm işbirliğinin tesisindeki unutulmaz başarıyla sürdüren Kaptan Alev Tunç’u ve diğer lider kadrolarını tüm içtenliğimle kutluyorum.

Doğruluk, sevgi, aşk
Gemi inşa mühendislerinin mihenk taşı ve düsturu, simgesel bir kelime olan ‘Endaze’dir.
Haddini aşana kızanlar “Endazeyi aştın” derler. Ya da uyarmak anlamında “Endazeyi kaçırma” diye çıkışırlar. Yoldan çıkmış olanlar için hayıflananlar “Vah, endazesini şaşırmış” diye üzülürler, söylenirler. Halk dilinde ‘Endaze’ doğruluk için kullanıldığı kadar, sevginin, aşkın, özlemin, armağan vermenin öznesi olmuştur. Bu eserin endazesi bir geminin teknesine biçim veren eğrilerle geminin yan ve üstten görünüş şeklini belirten çizgilerdir. Bir gemi tasarımlanırken modeli yapılır. O model geminin teknesinin endazesi çizilir. Endazesiz gemi olmaz.
Endaze, dürüstlüktür, yaratıcılıktır, başarı ölçüsüdür, güvendir. Sahibine onur verir, gururuna gurur katar. Saygı demektir, sevilmek demektir. Bu kitapta anlatılanlar mesleklerindeki başarılarını endazeye borçlu olanların ilk öncüleridir. Onlardan birçoğunu tanımak bahtiyarlığı bana nasip olduğundan kendimi şanslı sayarım.
Bu makalemle bir sonu duyurmak istiyorum; bugüne kadar gazete sayfalarında tam 28 yılım geçti. Ben dünya denizlerindeki zenginliği anlatmaya çaba sarf ettim. Ülkemizde son derece zor olmasına rağmen istedim ki herkes nasiplensin, sahiplensin. Yine de kitabımın önsözünde yazdığım gibi; endaze, dürüstlüktür, yaratıcılıktır, başarı ölçüsüdür, güvendir. Sahibine onur verir, gururuna gurur katar. Saygı demektir, refah demektir, sevilmek demektir.