Lahana ile “Alkali” beslenme
Lahana, alkali ve çok yararlı bir besin…
Yazan: Zeki ETFERAT
Sık sık, rengi hafif yeşile dönük olan organik, iri yapraklı beyaz lahanadan tane kimyonlu, zeytinyağlı ve limonlu salata yapıp yediğimi gören bir dostum, lahananın kan şekerini de düşürdüğünü söylediğinde bayağı şaşırmıştım!…
150-200 gr kadar taze lahana yaprağını bir litre civarında klorsuz bir suda 8-10 dakika kaynattıktan sonra, hafif ateşe alarak bir o kadar zaman da pişirip 15 dakika da dinlenmeye bırakıyordu.
Ve her gün taze olarak hazırladığı bu suyu üç öğün, yemeklerden birbuçuk saat sonra ve bir hafta süreyle içiyordu… Bu kürü üç ayda bir uyguluyarak kan şekerini kontrol altına almaya çalışıyordu…
Şüphesiz ki, glisemik indeksi düşük yiyecek ağırlıklı, alkali diyetine de özen göstererek!…
Araştırdıktan sonra, bu formülü önerdiğim, diyetine özen gösteren duyarlı birçok diabet hastası insanlar da, bu uygulamadan sonra kendilerini her anlamda daha iyi hissettiklerini söylediler…
Meyve suyu gibi (ama siz meyve suyu yerine kendisini tercih edin) yemeklerden bir saat sonra, sıkılarak içilen bir bardak lahana suyunun peptik ülserli hastalara da iyi geldiğini ve haftada bir kez çiğ ve salata olarak (gaz yapmaması içinde taze çekilmiş kimyon ya da rezeneyle birlikte) tüketilen lahananın, kolon kanseri riskini de azalttığını duymuştum!…
Bu olumlu tepkiler benim lahanaya olan ilgimi daha da arttırdı. Bu işden para kazanan birçok sağlık insanının da, bu formülleri biraz farklı şekillerde de olsa, aynı temel esaslara bağlı olarak yayınladıklarını gördüm!…
Lahana, sizinle paylaştığım alkali beslenme yazılarında söz ettiğimiz asidik yapının karşısında,alkali bir yiyecek olmanın ötesinde, bizimle omuz omuza savaşan insan dostu bir yiyecektir!…
Bu hareketimizi yavaşlatan, bizi daha çok içeri bağlayan, zorlu kış aylarında, vücudumuzdaki toksinlerden kurtulabilmemize, muazzam şeklinde tanımlayabileceğimiz, bir destek sunar!…
Dokularımızda biriken ve yaşamsal sorunlara neden olan toksinler, ağırlıklı olarak vücut yağlarında çözülerek çeşitli organlarımızda, yanısıra kalça ve ve karın bölgesindeki yağlarların bünyesinde toplanırlar!…
Eğer ağırlıklı olarak suda çözülebilselerdi, bu toksinleri dışarı atmamız daha da kolay olabilecekti!…
Lahanın yapısında barındırdığı kimyasallar, vücudun bu toksinlerden arınmasına çok büyük katkı sunar…
Vücudun bio transformasyon mekanizmasını harekete geçirerek, bu toksinlerin suda çözülebilir bir kimlik kazanmasını sağlarlar!…
Bu yüzden elden geldiğince lahana tüketerek, bu şekilde sistemin çalışmasına, hasta falan olmasak da şimdiden destek sağlamak, ileri de karşımıza çıkacak olası müsibetlerden uzak kalabilmemize de destek verecektir!…
Bu şekilde, bu kez bilinçli olarak bu toksinlerin riske ettiği akciğer, karaciğer, pankreas ve böbreklerimiz gibi, çok değerli organlarımızı da koruyup kollama şansına ulaşabileceğiz!…
Lahana için kitaplar, bu çok önemli işlevinin yanısıra, birçok iyi özelliklerinden söz eder. Solunum ve sindirim yollarındaki sorunlardan, cinsel sorunlara, stresden, sinir bozukluğuna, sürmenajdan, kas ve sinir sorunlarına, kanı temizlemeden kan şekerini düzenlemeye kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği söylenir…
Antioksidan özelliğinden dolayı da birçok kanseri önlediğine!…
Bu durum da, lahanayı ciddiye alarak beyaz vede kırmızı lahana olarak, elden geldiğince , mevsiminde tüketmeye çalışmamıza bir cevap olmaktadır.
Yalnız lahananın da , karalahana ve turpgillerde olduğu gibi, vücudun iyot emilimini az da olsa azaltma gibi bir sorun yaratabileceğini de unutmayalım!… Troid sorunu olan kişiler, doktoruna danışarak, onun bilgi ve denetiminde, lahana tüketmelidirler.




