Deniz-Der

Yağ yakmak için günde 2 öğünden fazla yemek yemeyin..

18 Nisan 2013 | Kategoriler: Genel, Sağlık | Etiketler:

Yağ yakmak için 2 öğünden fazla yemek yemeyin
Prof. Dr. Ahmet Aydın, birçok beslenme uzmanının tersine sık aralıklarla değil, günde 2 öğün yemek yemeyi öneriyor…

Bir diyette kalori hesabı yapılıyorsa iş bitmiş demektir.
Uzun dönemde başarılı olması da mümkün olmaz.
Bir kibrit kutusu beyaz peynir, 3 zeytin, bir ince dilim ekmek ve 1 domatesle 140 kiloluk insan nasıl doyar?
Oysa kalori saymadan doyuncaya kadar yemek yiyip hem zayıflayabilirsiniz hem de daha sağlıklı olursunuz.
Taş Devri diyeti insülin direncini azaltarak kilo verdirir. İnsülininiz düşünce yağlarınızı yakmaya başlarsınız. Taş Devri diyetinde ekmek yok mu?
Ekmeği kesmek lazım. Ekmek günlük beslenmemizin yüzde 50’sini oluşturuyor. Makarna, pilav gibi tahıllı gıdaları da sayarsak karbonhidrat oranı yüzde 60’ı geçiyor.

Un ve şekeri bu kadar çok aldığımızda vücudumuz ‘Önümüz kış, besinler kısıtlanacak, şekeri ne kadar yağa çevirirsem, kışın onları o kadar kullanırım’ diye düşünüyor.
İşin tuhafı biz kışın da aynı miktarda şekerli yiyecekleri bulduğumuz için depoladığımız yağları kullanamıyoruz.
Çünkü insülin dediğimiz hormon çok fazla yükseliyor ve açlık sırasında da düşmüyor. Düşmeyince de yağlar harekete geçemiyor.
Karbonhidratı nasıl temin edeceğiz?
Vücudumuzun karbonhidrata ihtiyacı yok. Dışarıdan almamız gerekmiyor. Ama et ve yağ vücutta üretilemediği için mutlaka dışarıdan alınması lazım.
Yağ depolamak şişmanlık dışında ne tür sorunlara neden oluyor?
Yağ önce karaciğerde sonra karın içinde toplanmaya başlıyor.
Başta damarlarımız olmak üzere vücudumuzda yaygın mikropsu bir iltihap oluşuyor. Tüm dokularımız yıpranıyor. Vücut yıpranmayı bir şekilde tamir etmeye çalışıyor. Bu da düzgün bir tamirat olmuyor. Sonuçta damarlarımız sertleşmeye başlıyor.
Kalp damar hastalığı, tansiyon sorunu ortaya çıkıyor. Vücudun her yanında ağrılar oluyor. Bu kişilere ağrıyı dindirmek için sürekli romatizmal ilaçlar veriliyor.
Ama bunlar bataklığı kurutmuyor. Üstüne üstlük bir sürü yan etki yaratıyorlar. Gençliğe baktığımızda durum daha da vahim.
Yaşlılar en azından gençliklerinde iyi beslenmiş oluyor. Biz şişmanlığa bağlı ortaya çıkan hastalığı şu an çocuklarda görmeye başladık.
10 yıl önce bu çok nadirdi. Kemik erimeleri, kalp damar hastalıkları ve romatizmal hastalıklarda muazzam bir patlama var.
Meyveler konusunda ne diyorsunuz?
Meyveyi yasaklamıyoruz ama zayıflamak isteyenlerin kavun, karpuz, incir gibi çok şekerli yiyecekleri ciddi şekilde azaltmak lazım.
Çünkü meyvede fruktoz dediğimiz bir şeker var. Fruktoz en fazla şişmanlatan şeker. Fruktoz aynı zamanda mısır şurubunda da bulunuyor.
Mısır şurubu belki de şişmanlığın bir numaralı sebebi.
Şekerden ucuz olduğu için çok kullanılıyor.
Çok tatlı olduğu için daha fazla tüketiliyor. Mısır şurubu bir de çok hızlı emiliyor. Meyvedeki fruktoz o kadar hızlı emilmiyor.
Mısır şurubu bugün neredeyse tüm hazır gıdaların içine konuluyor.

Kaç öğün beslenmeyi öneriyorsunuz?
Yayın düşünceye göre; kahvaltı kuvvetli, akşam yemeği hafif olmalı. Oysa geçmişe baktığınızda hem Osmanlı’da hem Avrupa’da 100 yıl öncesine kadar kahvaltı yoktu. Öğlene doğru birinci öğün yenilirdi. Akşam çok geç olmadan da ikinci yemek yenirdi. Böylece akşam yemeğiyle ertesi günkü yemek arasında 15-16 saatlik boş bir vakit olurdu.
Böyle uzun bir süreyi yemek yemeden geçirmek çok önemli. Çünkü vücut bu sırada artık sindirimle uğraşmıyor, kendini tamir etmeye çalışıyor. Birçok beslenme uzmanının dediği gibi sık yemek faydalı bir şey değil. Mutlaka öğünlerin arasının açılması lazım. Önce öğünleri 3’e sonra da 2’ye indirmek lazım. Böylece vücut hem kendini tamir edecek hem de açlık sürecinde yağlar yakılacak.
Oysa sık yediğinizde insülin hormonunu aşağıya indiremezsiniz. İnsülin her seferinde biraz daha artar ve şişmanlık sorunu daha çetrefilli hale gelir.